33 Kurşun: 'Gene de bir kan adı kaldı'

33 Kurşun: 'Gene de bir kan adı kaldı'Neşe Özgen, 'Toplumsal Hafızanın Hatırlama ve Unutma Biçimleri'nde hatırlama biçimleri üzerine eski cevaplar vermektense yeni sorular sormayı tercih ediyor.

15 Ağustos 2003
ALP BUĞDAYCI

TOPLUMSAL HAFIZANIN HATIRLAMA VE UNUTMA BİÇİMLERİ
H. Neşe Özgen, Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı (TÜSTAV), 2003, 187 sayfa



Geçmiş nasıl hatırlanır, hatırlamayı belirleyen nedir? Toplulukların hafızaları hangi örüntülerle oluşur? Tarihi kim, nasıl, neden, neye göre hatırlar ya da kurar? 'Toplumsal hafıza' durağan bir olgu mudur yoksa 'iktidar'a, 'merkez'e ya da 'hududa' göre sürekli yer değiştirip tekrar tekrar mı oluşturulur? Egemen ya da Madun (subaltern) kimdir, hafızasını neye göre kurgular?

Doç. H. Neşe Özgen'in 'Toplumsal Hafızanın Hatırlama ve Unutma Biçimleri-33 Kurşun' kitabı bu soruların cevabını hazırlop vermiyor. Ege Üniversitesi Sosyoloji bölümü hocası Doç. Özgen, 'sosyolog ezberi'yle cevap vermek yerine, hem 33 kurşun hem de 'hatırlama biçimleri' üzerine yeni sorular sormayı tercih ediyor.

Yazarın deyişiyle, 'hem siyasi tarihin, hem de yurttaşlık coğrafyasının nasıl biçimlendiğini örnekleyen 33 Kurşun, 48'de CHP'nin yoksul köylüye eziyeti, 56'da İnönü'yü yargılamanın yolu, 70'lerde orduyla simgeleşen devlet gücünün halka ettiği zulmün örneği, 80'lerden sonra da Kürtlere yönelik özel bir kıyım ve baskı örneği olarak adlandırıldı. Solun ajitatif resmi tarihi ise vakayı Ahmed Arif'in '33 Kurşun' şiiriyle öğrendi, bununla yetindi."

33 Kurşun'la ilgili bilinen en somut somut olaylar dizisi ise şöyledir: 28 Temmuz 1943'de GeliyeSeyfo Deresi 356 numaralı sınır taşının dibinde 33 köylü 'sınır kaçakçılığı yaptıkları' gerekçesiyle yargı kararı olmaksızın kurşuna dizildi. Van-Özalp'teki derenin adı kimi haritalarda 'Kuru Hayal Deresi' olarak da geçecekti. Ateş emrini Orgeneral Mustafa Muğlalı vermişti. Mustafa Kemal'in yakın arkadaşı olan ve Cumhuriyetin kurucu askeri kanadı içinde yer alan Muğlalı Paşa, Menemen Kalkışması'nda Nakşi'leri ezmesiyle de tanınıyordu. Muğlalı, olaydan 20 yıl sonra yargılandı, ömür boyu hapse mahkum edildi, tedavisini beklediği askeri hastanede ansızın ölünce dosya kapatıldı.

İşte bu geçmişin nasıl hatırlandığını 'hatırlamaya' çalışıyor Doç. Özgen. Yöntem olarak ise kapalı toplulukların 'iç sesini' izlemeyi seçiyor. Hem iç sesin başka bir 33 Kurşun anlatısı var. 33 Kurşun'un anısını bulanıklaştırarak bugünlere taşıyan belki vakanın kendisinden çok 'hatırlanma biçimi.'

Hafısasız toplum nasıl yaratılır?

Doç. Özgen, Menemen, Menemen sonrasında tarihini yeniden kurgulayan Nakşibendlik ya da 25'lerdeki Ağrı İsyanı'na destek veren Milan aşireti irdelenmeden 33 Kurşun'un anlaşılmasının imkânsızlığını vurguluyor ve merkezle çevreyi etkileyen unsurların hangi zaman çevrimlerinde birbirlerini nasıl etkilediklerine eğiliyor. Gerçeğin mutlaklaştırılıp hap halinde sunulduğu bir kitap değil bu. Dolayısıyla 33 Kurşun'u şu ya da bu 'taraftan' görmek isteyenleri muhtemelen tatmin etmeyecek.

Menemen'de genç TC ile çatışan Nakşibendlik, Muğlalı Paşa aracılığıyla 'hatıratı' yeniden kurgulayarak mı bugünkü küresel kapitalizme eklemlenmiş haline dönüşmüştü? Muğlalı, Menemen'de Cumhuriyet'i koruyan kahraman bir subayken izleyen yıllarda nasıl olmuş da rütbeleri sökülebilmişti? Devletin Muğlalı'yı gözden çıkardığı nokta Nakşiliğin de kendi hatıratını yeniden yazdığı nokta mıydı?

Öte yandan öldürülenler Milan aşiretine mensup köylülerdi. Ağrı İsyanı'na yataklık ettikleri gerekçesiyle istihbarat raporlarında, 'İsyana katılmışlardır, yurdumuza bağlılıklarına güvenilmez' diye damgalanan Milan aşireti, 33 Kurşun aracılığıyla tenkil (örnek olacak ceza) mi edilmişti?

33 Kurşun'a taraf ya da karşı taraf olanların 'anlatılarını' zekice,, ayrıntıları kovalayarak ele alan kitap, gerçeğin nasıl sürdürülüp bozundurulduğuna dair bir örnek diye de okunabilir. Çünkü geçmişi hatırlamak sancılıdır; yüzleşmeyi, kanamayı, yarılmayı da göze almak gerekir. Gerçek çokyönlüdür, kırılabilirdir ve prizmatiktik. Bakış açısına göre eğilebilir, bükülebilir, çarpıtılabilir, massedilebilir. Bütün baskıcı rejimler bu yüzden uyruklarının hafızalarını silmekle işe başlarlar. Geçmişin çamurları dibe itilir, yaşanan sürece 'şimdi' egemen olur, topluluklar hafızasızlaştırılır.

33 Kurşun üzerine çok yazıldı söylendi ama yaşayanlardan birinin dediği gibi 'gene de bir kan adı' kaldı. Neşe Özgen'in kitabı, 33 Kurşun'dan tam 60 yıl sonra, tetikleri çekenlere değil, vaka üzerinden kendi

'hatıratlarını' yazanlara yeniden bakılmasını sağlayacak incelikle işlenmiş bir çalışma. 33 Kurşun 60 yıl sonra gene çok tartışılacak.

Siteye eklenme tarihi: 22.07.2011   Sayfa gösterim: 3649  

copyright © alpbugdayci.com 2011 | Tüm hakları saklıdır. | Alp Buğdaycı