KÜLTÜR BOZUMU

KÜLTÜR BOZUMU
KÜLTÜR BOZUMU
Kalle Lasn, çevirenler: Cem Pekman/Ahmet Ilgaz, Bağımsız Yayınlar, 2004, 232 sayfa
 
'İnsanlar alemi'nde neler oluyor? Beyinleri iflas ettiren, tad alma zevkini yok eden, ruhları çürüten ne? Bitkinlik, tükenmişlik ve bezginlik virüsü neden yaygınlaştı? Depresyon vakaları niye çoğaldı? Ruhları arızalanmışların evvelki nesillere göre artmasının sebebi 'tüketim toplumu' mu? Acaba herkes deli mi? Deliliğin sebebi aşırı bilgi yüklemesi ve bolluğun laneti olabilir mi?

Çocuklar niye çok dikkatsiz, dağınık ve hiperaktif? Ebeveynlerini örnek aldıkları için mi? Gerçekten duygulu anlar niye mazide kaldı, insanoğlu sevincini ifade etmek için neden 'canlı yayın çığlıklarından' medet umuyor? 'Kahkaha efektleri' eşliğindeki acınası şakalar gülünç mü?Doğal dünya ile bağlar neden koptu, hatlar niye kesik? Duymak, koklamak, tadmak, dokunmak hislerinin ırzına kim geçti? Havaya, suya ve besinlere katıştırılan kimyasallar mı dengeyi bozdu? Elektriği, suyu ve gazı ortaklaşa kullanan yabancıları, yani aileleri, 'postmodern klanlara' dönüştüren kim, 'derin devlet' mi?

Batsın bu dünya

Tüketmek sırtlara binmiş habis bir kambursa ve tatminsizliği artırmaktan başka işe yaramıyorsa alışveriş merkezlerine kim gidiyor? Bollukta yüzdükleri için obezleşen 'uygar dünya' yurttaşları malları 'ötekilerle' paylaşmak yerine neden çöpe atmayı tercih ediyor? Sığ ve anlamsız 'batsın bu dünya'daki insan tıksırıncaya kadar tüketmezse yaşayamaz mı?

Bir Latin sözünde dendiği gibi, 'iştah yedikçe gelir' ise, mideleri şişiren sebep 'yedikçe yemek' mi? Yoksa Budist ustaların tanımıyla, insanlar 'dev bir midesi ve iğne deliği kadar küçük ağızları olan aç hayaletlere' mi dönüştü? Acaba bir daha hiç 'tokluk' hissetmeyecekler mi?

"Doğallığımızın en kıymetli yanını, akıl sağlığımızı korumalıyız" diye cevap veriyor 'Kültür Bozumu' (Sonumuzu Hazırlayan Tüketim Çılgınlığından Kurtulmanın Yolları) kitabında Kalle Lasn: "Kaçacak delik kalmadı. Herkes bu taşkına kapıldı ve kimsenin kurtuluşu yok. Dünya kendisini Allah kelamı gibi bütün gezegene hükmeden Amerikan değerleri ve kültüründen kurtarmak zorundadır."

'Kültür Bozumu', alıcıların ayarını yapabilmek için genel görüntüyü 'bir süreliğine kesmek' yerine kullanılan bir metafor: "Akışı durdurmak için şaşırtıcı şeyler yapmak esastır. Çünkü bu dünya, dev bütçeli filmlerin, besin değerinin yüzde 50'sini yağdan alan hamburgerlerin 30 saniyelik reklamlara indirgenmiş dünyasıdır."

Temiz hava ve su sağlıklı beden için neyse sessizlik de akıl sağlığı için aynı değil mi? Sinir hücrelerine monitör vınlamasıyla masaj yapılan 'postmodern kinizm'in patırtısındaki dünyadan nasıl bir anlam çıkabilir? Sanal sirklerden yayılan sesler ve görüntülerdeki savaşın 'doz'u lokum gibi erimiyor mu ağızda, Bağdat'taki bombaları seyretmekten kendini alabilen var mı?

En derin duygular çılgın kalabalığın hayhuyundan sıyrılıp bir an 'durmak'ta kendini göstermez mi? "Kuşaklar boyunca şairler, peygamberler ve devrimciler, elbette âşıklar, uyuşturucu alanlar ve bir şekilde durup görmeye zaman bulabilmiş" herkesin, Guy Debord'un (Gösteri Toplumu) 'can sıkıntısına' karşı önerdiği 'Gösteriyi geri al' savsözünün izini sürmesi gerektiğini söylüyor yazar: "Çevreni, ortamını ve durumunu kendin yarat. Şimdiye ait ve yaşanan bir şey inşa et. Gösteri bir toplumsal denetim aracıdır, sınırsız seçenek yanılsaması sunar gibi yapar. Aslında alandaki oyuncaklar önceden belirlenmiştir."

En doğal duyguların dışavurumu olan seks neden gösteri dünyasının nesnesine dönüştü ve pornografikleşti, TV'lerden sabah akşam gözlere sokulan 'mükemmel' kadın ve erkek bedenleri nerde? Yemek sadece yakıt mı? Şölende lezzetle yenen yemeklerin tadı hani? Her köşede neden hamburgerci var?  "Tüketim kültürünün şartlanmalarıyla, her zil çaldığında ağzımız biraz daha sulanarak, hayatlarımızı erdem, şiir, erotik ve ruhsal boyutlarından yoksun mu yaşayacağız, yoksa daha riskli ve daha vahşi gerçek bir eylem mi yapacağız?"


Ama rahmi kadar sıcak ve baştan çıkarıcı sanal medya ortamının büyüsüne kapılmamak imkanı var mı? Kültür tüketime dönüşürken yurttaş da tüketiciye doğru evrilmedi mi? Arzuların gerçekliğine olan inanç yitirilmedi mi? Gösteri, bütün insanları yutmadı mı? Büyük israf ve başıboşluk dönemi nereye kadar devam edecek?


Aynı saç kesimleri, aynı en ünlü markalar, aynı klipler ve nihayetinde 'kültürel tektipleşme' hüküm sürmeye başlamadı mı? Televoleleşmiş dünyada görüntüye dönüştürülemeyenlerin gerçek olarak algılanmadığı doğru mu? "Yeni dünya düzeninin vatandaşları oturma odalarına kısılmış, yüzlerce kanallı evrenlerde gezinmekte ve ellerindeki yegane özgürlüğü kullanmaktalar: Kendi ölümlerinin seyircisi olmak."

Dolaşmakta, tüketmekte ve eğlenmekte özgürseniz istemediklerinizin dayatılması niye? Kurallar her daim mevcut da ondan mı? Neden TV'den ve reklamlardan devşirilmiş sözcüklerle konuşuluyor, neden modern çağın rengarenk ama aslında bir örnek üniformaları giyiliyor? "Artık ana, baba, kardeş kalmadı: Herkes tüketici. Yeni kardeşlik biçimi bu. TV izliyorsun. O senin mabedin. Orada yalnızlık yok. Müebbet hapse mahkum zengin bir tutsaksın. Bunalıma girince alışveriş yapıyorsun."

Yazan: Alp Buğdaycı

Siteye eklenme tarihi: 19.05.2011   Sayfa gösterim: 3808  

copyright © alpbugdayci.com 2011 | Tüm hakları saklıdır. | Alp Buğdaycı